هاست

دانلود فیلم

آپلود عکس

خرید vpn

خرید کریو

خرید vpn

خرید کریو

خرید vpn

خرید وی پی ان

خرید kerio

دانلود فیلم

Sinop haberleri

adama biraz hayret, biraz da imrenmeyle bakıyorlardı. Ben, olgun sinop haberleri bir adam rolündeydim.
Onlar adına endişeliydim: Ya bekledikleri kimse, trenden çıkmazsa diye korkuyordum.
Bütün bekleyenleri birer birer gözlerimle takip etmeğe başladım. Önce trenin
pencerelerindeki yolculara bakıyordum; trendeki yolcu, birine el sallamaya başlayınca,
onun elini takip ederek talihli karşılayıcıyı buluyor ve rahatlıyordum. Sonra, başka ellere
bakıyordum. Onlarla birlikte gülüyordum; galiba ben de bir iki kere elimi salladım.
(Sarhoşluktan olacak.) Nazlı gelmedi tabii. Biraz mahzun oldum. Benimle birlikte, beklediği
gelmeyen birkaç karşılayıcı daha kalmıştı antalya eskort bayan lokantada. Çevremde hüznümü paylaşacak bir iki
kişinin daha bulunması, benim de hakiki bir karşılayıcı olarak, sadece beklediği gelmeyen
bir karşılayıcı gibi, istasyondan ayrılmamı sağladı. Biraz da gümrük kapısında bekledik
onlarla birlikte: Belki de yolcumuzu, o kalabalıkta görememiştik. Sonunda boynumuzu
büküp ayrıldık oradan: Nazlı gelmemişti.
Bu oyuna kısa zamanda alıştım. Arada tren istasyonuna uğrayarak tarifelere bakıyordum.
Bazen de telefonla soruyordum; ayrıca, trenin geleceği gün de telefon ederek tehir olup
olmadığını öğreniyordum. Lokantada beklerken de, artık trenin geliş saatini bilmenin
heyecanını, bütün karşılayıcılarla birlikte yaşıyordum. Birkaç bekleyişten sonra daha cesur
olmuştum. Elimi hararetle sallıyor, bağırıyor, sesleniyordum. Beni, tanıdıklarından birine
benzetip, bana da el sallayanlar oldu: Bu kadar yolcu içinde, elbette birinin ahbabına
benzeyecektim. Böyle yanılmalar, benden başkalarının da başına geldiği için vaziyetimde
bir sahtelik olmuyordu. Ayrıca, tren gelinceye kadar en az bir şişe içtiğim için, bu kadar
teferruatı düşünerek endişelenecek kadar ayık da olmuyordum. Trenin gelişiyle birlikte
istasyonda birdenbire artan hareketin seline kaptırıyordum kendimi. Gümrük memurlarıyla
da artık ahbap olduğum için, bana bazı imtiyazlar tanınıyordu. Öyle ya, benim kadar
I
208
209
larımı perondan göremiyordum; tam gümrükçülerden ayrıldıktan sonra, tam ümidimi
kesmeğe başladığım sırada yolcum da gümrük kapısından çıkıyordu: Onunla meydanın
önünde karşılaşmış oluyordum. Daha sonraları, perona çıkıp beklememe izin verdikleri için,
yolcularımı peronda da görmeye başladım. Tren gelince hemen yolcuların! arasına
karışıyordum; sonra da gümrükçülere görünmeden ortadan kayboluyordum: Yolcularımı
(genellikle birden fazla olduklarını söylüyordum) peronda buluyordum ve kalabalığın içinde
beni göremiyorlardı tabii. Gümrükçüler, bazen masama oturuyorlar; ne kadar yolcun var
Tahsin Bey, diyorlardı. Beni pek sevmişlerdi. Onlarla, Selim Bey olarak konuşmak garibime
gittiği için; bu maceranın, Selim Beyin günlük hayatı dışında bir gidişi olduğu için, ben
karşılayıcılık işinde Tahsin Bey olmuştum. Hattâ bir gün, gümrükçülerden biri, istasyonun
dışında bir yerde arkamdan Tahsin Bey, diye bağırınca hemen başımı çevirmeyi akıl
edemediğim için tuhaf bir vaziyete düşmüştüm. O günden sonra ne zaman arkamdan
Tahsin Bey diye bağırılsa hemen döner bakarım.»
Selim Bey, derin bir nefes aldı. «Her hâdisemde olduğu gibi, bunda da işin sonunu bir türlü
getiremedim: Uzattıkça uzattım. Allahtan o sırada Nazlı eve beylikdüzü escort döndü. Fakat ben, bu
bekleme huyumdan hemen vazgeçemedim: Bir süre istasyona sürüklendim durdum. Sonra,

Leave A Comment, Written on Şubat 19th, 2014 , Genel

«Hayır,» der gibi bir ses çıkardı. «Evet,» dedi Selim Bey. «Hiç bir işe yaramam ben. Bunun
için de sağ kalmama müsaade ediliyor herhalde. Ben işe yaramasını bilmem. Ben, insanın
karşısında oturmasını bilirim; bazen, anlayışlı bir görünüşle susmasını bilirim; bir şeyler
yapmak gerektiğini hissettiğim zamanlar da, bir şeyler yapıyormuş gibi yapmasını bilirim;
mevzu ne olursa olsun sonunda, kendimden bahsetmeden kendimi methetmesini bilirim; iyi
ve güzel insanlar, kendileri ve başkaları için hayatlarının bir manası olan insanlar ölürken,
sağ kalmasını bilirim ve bütün bunları başkalarından biraz daha iyi ifade etmesini bilirim,
şimdi yaptığım gibi.» Başını salladı: «Hiç olmazsa kalkıp bir kahve pişirmeliydim; iyi kötü
iki fincan kahve yapmalıydım.» Ayağa kalktı, yerinden kımıldamadan Sevgi’yi oturttu.
Birkaç dakika sonra, elinde tepsiyle göründü. Sevgi’ye bir sigara verdi; birer sigara
yaktılar. Sevgi, dumanı içine çekti; biraz başı dönerek Selim Beyi dinlemeğe başladı.
«Sana hiç bahsetmedim ama, muhakkak duymuşsun-dur: Evliliğimizin dördüncü yılında
Nazlı, evi terketmişti. Nasıl derler, bir başkasına kaçmıştı. Acıklı bir durumdu. Ne
yapacağımı bilmeden odalarda dolaşıp durdum. Karımın resimlerine baktım. Bir şeyler
yapmak, birilerine gitmek, ne bileyim dert yanmak, ondan şikâyet etmek, bana yapılan bu
haksızlığı ortaya döküp sızlanmak istemeliydim. En azından, herkesin yaptığını yapmak
gelmeliydi içim-
207
yordum. Üstüm başım dağınık, sokaklarda sürükleniyordum. Söze nereden başlanacağını
bilemiyordum herhalde: Durup dururken birine giderek söze başlayamazdım ya. Fakat biri
benimle konuşmağa başlayınca da, söz dönüp dolaşıp buraya gelecek diye korkuyla iç
geçiriyordum; göğsüme bu mesele saplanıyordu. İşten erken kaçıyor, meyhanelerde
oturuyordum öğleden sonraları. Bir gün, tren istasyonunun yanındaki bir lokantaya girdim;
kendimi hamaili yük arabalı yabancı bir çevrede bulmuştum birdenbi.-re ve civarda başka
bir meyhane yoktu. Lokantanın bahçesinde, trenlere yakın bir yere oturdum. Erken bir
saat olmasına rağmen masalar kalabalıktı. Bir şişe rakı söyledim. (Kimseye bakacak hâlim
yoktu.) Sabahtan beri bir şey yememiştim: Biraz meze getirttim. İlk kadehleri hızla içtim,
başım döndü. Sonra, çevreme baktım: Konuşuluyordu, hiç bir şey yenmiyordu, sadece
kahve çay gibi şeyler içiliyordu. Birileri bekleniyordu. Tren yoluna bakılıyordu. İçmeye
devam ettim. Çevremdeki gürültü artıyordu; heyecanlanılıyordu. Masalardaki çaylar bile
içilmiyordu. Bütün gözler demiryoluna çevrilmişti. İçki, yavaş yavaş gerginliğimi
yumuşattığı için, çevremdeki insanları görmeğe, sesleri duymağa başladım. Dış ülkelerden
gelecek bir tren bekleniyordu. Herkes birbirine gülümsüyordu, bir yakınlık havası
sarıyordu ortalığı. Ben de gülümsedim (biraz da içkiden). Sonra, onlarla birlikte
heyecanlanmağa başladım. Bilhassa tren yoluna bakınca insanın heyecanı artıyordu. Sanki
benim de bir yakınım, bir dostum gelecekti. Sanki trenden, mesela Nazlı çıkacaktı birden
ve boynuma sarılı-verecekti. Ben de bütün olanları bir anda unutarak onu affedecektim.
Hemen bir arabaya binecektik; her şey hemen düzelecekti. Herkes sabırsızlanıyordu-,
herhalde tren biraz gecikmişti. Ben, trenin geliş saatini bilmediğim için, biraz rahattım.
Dakikalar ilerledikçe benim de gözüm demiryoluna takıldı kaldı. Tren geldiği zaman,
herkes kadar heyecanlı, herkes kadar sabırsızdım. Herkesle birlikte gü-lümsüyordum.
İnsanlar, yakınmadaki masalarda oturan

Leave A Comment, Written on Şubat 19th, 2014 , Genel

bütün bunları düşündü; sonunda insanları, karıncalar gibi sinop haberleri kalabalık ve nereye koşuştuğunu
bilmeden çarpışıp duran önemsiz varlıklara benzetti. Her gün onları, annesinin yatağından
kapının önüne süpürmekten usanmaya başlamıştı. Annesi öldükten sonra onlarla hiç
konuşmayacaktı. Birden ürperdi: Demek ölüm bu kadar yakındı.
Annesinin öldüğü günün gecisi Selim Beye, «Çok çekmediğine göre, annem Allahın sevgili
kuluymuş,» dedi. Sobanın yanındaki kanapeye oturmuş konuşuyorlardı. İçerde bazı
ihtiyarlar, ölüyle ilgili bazı görevleri yerine getiriyorlardı. Annesi yaşarken, onu elinden
geldiği kadar bu ihtiyarlardan korumağa çalışmıştı; artık Leyla Hanıma kimsenin zaran
dokunamayacağına göre; artık Allahm, bu
205
1
bu görevli ihtiyarlara bırakmanın da bir eskişehir escort bayan sakıncası kalmamıştı. Sevgi’nin görevi sona
ermişti.
Selim Bey, ara sıra, sessizce ağlıyordu. Sonra, özür diler gibi, «İhtiyarladım herhalde,»
dedi. «Kendimi tutamaz oldum.» Sevgi başını salladı, bir şeyler söylemek istedi,
beceremedi. Ellerini kenetledi; çenesini ellerinin arasına gömdü. Birden ürperdi, şalına
sarındı. İnsan, annesinin öldüğü gece de üşüyordu. Artık birlikte üşüyemeyecekler-di.
Annesinin oturduğu koltukta sanki kocaman bir delik vardı artık. Sanki bir duvar yıkılmıştı:
Gerisinde bu büyük ve karanlık ve ürkütücü boşluğun bulunduğu bir duvar. Bu duvar
korumuştu onu yıllarca karanlıktan. Artık bir şey görmek mümkün değildi. Artık onu hiç
kimse anlamayacaktı. Artık onunla rahatça alay edeceklerdi. Artık ona daha kolayca
saldırabileceklerdi. Artık onu ezip geçebileceklerdi. Artık onun basma gelen haksızlıklara
sessizce karşı çıkan tek varlık yok olup gittiği için (bunu düşünmek ne kadar günah da olsa
evet yok olup gittiği için) onu dinlemeyeceklerdi. Kelimeleri bulmakta zorluk çektiği
zaman, içlerinden istihzayla gülümseyeceklerdi. Hem küçüm-seyeceklerdi, hem
acıyacaklardı artık. Zavallı kız, diyeceklerdi; bir yandan da onun yanından kaçmak, onunla
birlikte olmamak için can atacaklardı. Hayır, önce acıyacaklardı ve bu acımaları yüzünden
onun daha küçülmesini, daha zavallüaşmasmı bekleyeceklerdi. Çünkü, şiddeti artmayan, bir
zavallılıktan çabuk usanılırdi; böyle bir insanın sağladığı heyecan, kısa bir süre sonra
sönerdi. İnsan, kendisine acındıkça alçalmalıydı. Üstelik Sevgi’nin, bir de başını dik
tutmaya çalıştığını, küçük boyuna bakmadan, uzun boylu normal bir insan gibi yükselmeye
çalıştığını görünce, omuzlarını sükerek uzaklaşacaklardı. Öksüz kalmak, işte bu demekti.
Zamanından önce öksüz kalmanın da, boşanmak ve evini terketmek ve başka birine âşık
olmak gibi yersiz bir durum olduğu belliydi. Toplum içinde bir yer alabilmek için, her
zaman tam kadro ile bulunmak gereki-
206
yıda akrabalar (teyze, dayı, hala, amca, yeğenler v.b.) Sadece sahte bir amcayla (Selim
Amca) ve yasa dışı bir babayla kalmıştı. Oysa insanın dedelerinin, büyükbabalarının,
babaannelerinin ve büyükannelerinin bile sağ olması gereken bir yaştaydı: On sekiz
yaşındaydı.
Selim Bey yavaşça mırıldandı: «Biliyorum: Bu son aylarda, yanında sürüklenmekten ve seni
güldürmeğe çalışmaktan başka bir işe yaramadım. Bu gece de, evin mersin escort büyüğü sayıldığım
halde, böyle oturup kaldım. Çünkü ben, bir işe yaramasını bilmem.» Sevgi, başını salladı,

Leave A Comment, Written on Şubat 19th, 2014 , Genel

gitmeğe başladı. Selim Beyle birlikte, koridorlardaki sandalyelerin üzerinde, başları
önlerine eğik, daha az beklemeğe başladılar.
İL HALK
203
neşeli kadınları-bu duygusunu büyük bir günah saymakla birlikte – biraz kıskançlıkla
izliyordu. Bu kadınlar Sevgi’ ye, evde hasta ve yalnız yatan annesine ve onların babasız
-kocasız – savunmasız bırakılmalarına aldırmadan kocalarıyla birlikte nasıl böyle kayıtsız
dolaşabiliyorlardı? Masum ve zavallı insanların başlarına gelen talihsizlikler için ortak bir
sorumluluk duyulmamalı mıydı? İşte size felsefe, diyordu Selim Bey; sen bacak kadar
boyunla insanları yargılamağa mı kalkıyorsun? Acıklı olaylar karşısında garip bir tutukluğu
vardı Selim Beyin: Üzüntüleri ancak mizahla teselli edebiliyordu. Leyla Hanım muayene
olurken, bir yerindeki sıkıntısından söz edince, bilim böyle bir rahatsızlığın olamayacağını
bildirerek hasta kadını sustu-rursa Selim Bey de hemen bilime katılıyordu: Sıkıntılarını
sen bilimden daha mı iyi bileceksin? diye paylıyordu Leyla Nezihi Hanımı. Birçok dert de,
ne yazık, bilimin istediği tanımların içine sığmıyordu. İnsanın, bilimdışı ne kadar çok
hastalığı vardı. Fakat Leyla Hanım gittikçe soluyordu. Sokağa çıkamıyordu. Zaten
oturmaktan başka bir iş bilmezdin, diye takılıyordu ona Selim Bey. Sonra, somurtarak
ekliyordu. Artık şakalarıma kimse gülmüyor. Pek gü-lünemiyordu artık. Ölüm gibi, tatsız ve
bir türlü söyle-nemeyen bir kelime havada dolaşıyor ve onların diledikleri gibi yaşamalarını
engelliyordu. Günlük konuşmalarda rahatça söylenilen ve anlamı bilinmeyen bu kelimenin
kullanılamaması bile durumu değiştiriyordu. Tam bu acı kelime dillerinin ucuna geldiği
sırada kendilerini tutmaları, kelimeyi söylemekten de kötü bir etki yapıyordu.
Konuşulmaktan korkuluyordu; sanki, en basit bir söz bile sonunda, söylenmesi yasak o
kelimeye gelip dayanacaktı.
Sevgi, günün birinde, bilimle alışverişini bütünüyle kesti: İlaçlardan büyük bir kısmını
ortadan kaldırdı, koridorlarda koşuşmaktan vazgeçti. Bu ilaçlar daha kötü etkiliyordu
annesini; karşı konulması imkânsız bir kadere boşuna isyan ediliyordu. Selim Beyin
itirazlarına da aldır-
204
muştu artık. Evin mutlak hakimiydi; Selim Beyde çekiniyordu ondan. Leyla Hanım da, eskisi
kadar şikâyet edemiyordu. Hastalık, sözü edilmesi yasak bir günah olmuştu. Bazı şeyleri
bizden iyi bilen, bizden yüksek kuvvetler vardı. Istırap, hastalık, ölüm gibi, insan kaderine
hükmeden büyük kavramları, günlük yaşantı içinde olur olmaz kullanmanın cezası
çekiliyordu: İşte ölüm, işte hastalık, işte ıstırap deniliyordu insana. Bu on sekiz yaşında,
bu küçük, bu güçsüz kız, gizli bir kuvvetin yeryüzü temsilcisi gibi titretiyordu çevresini:
Yakın akrabalar, onun korkusundan, ziyaretlerini kısa kesiyorlardı. Leyla Hanım bile,
yatağının ucuna ilişenlerle alçak sesle konuşuyor, Sevgi’nin kızması ihtimali olan sözleri,
kızı odadan çıktıktan sonra söyleyebiliyordu. Herkes, Sevgi’nin gözlerine baktıkça, Leyla
Hanımın eriyip gitmesinden kendini sorumlu tutuyordu. Bir iki yıldır görmedikleri yakınları,
kapıyı çaldıkları zaman Sevgi’nin acı gülümsemesi ile karşılaşıyorlardı: Şimdiye kadar
neredeydiler? Bu dünyada anne – baba – çocuklar üçlüsünün dışında kalan her topluluk,
insan ilgisinin (sebebi ne olursa olsun) dışında mı kalmalıydı? Evet, kalmalıydı. Sevgi,
annesinin yatağının yanına getirmiş olduğu koltuğa büzülüp şalına sarınarak sabahlarken,

Leave A Comment, Written on Şubat 19th, 2014 , Genel

O an , eski bir korsan bütün Fanshaw adlı masal yerine
Amiral ,detayları kaza ayrışan Gol gibiydi ama .
Örneğin, ogüneşe karşı koruma gibi geniş kenarlı bir şapka giydi ;
ama bununön kanatgökyüzüne dik haber sinop döndü , ve oldu
bunun karşısında durdu , böylece iki köşeleri,kulakları daha düşük aşağı çekti
Nelson tarafından giyileneski pestil gibi bir hilal alnı .
O konuda özel bir şey ile , sıradan bir koyu mavi ceket giydi
düğmeler , ancak beyaz keten pantolon ile onunkombinasyonu
nasılsa bir sailorish göz vardı . O, uzun boylu ve gevşek ve yürüdü
henüz nedense bir denizci rulo değildi dayı tür , ve
önerdi ve elinde gibiydi kısa bir kılıç düzenledi
Bir donanma pala , ama yaklaşık iki kat büyük . Şapkaköprünün altında
değil sadece çünkü onun kartal yüzü tümdaha istekli görünüyordu
temiz tıraşlı , ama kaş olmadan . Neredeyse tüm sanki görünüyordu
saç onun bunu yoluyla agresif yüzünü gelmişti
elemanlarının bir kalabalık . Gözleri belirgin ve delici idi .
Kısmen tropik ise onun renk , merakla çekici;
belli belirsiz bir kan – turuncu birini hatırlattı . Yani, o iken
kırmızı ve iyimser , hastalıklı hiçbir şekilde olduğunu bunun içinde bir sarı vardı
ancak görünüyordu ziyadeHesperides’in altın elma gibi parlamaya -
Peder Brown o rakam çok etkileyici görmemişti düşündüm
Güneş’inülkeler hakkında tümaşkları .
Fanshaw ev sahibi yaptığı iki arkadaş takdim ettiğinde
onun enkazından yaklaşıkikincisi toplamanın bir tonla tekrar içine düştü
çit ve küfür onun belirgin bir öfke . Amiral pooh – poohed
İlk başta gerekli ama can sıkıcı bahçe işi bir parça gibi ;
fakat bir süre sonra gerçek enerjihalka geri onun kahkaha geldi ,
ve o sabırsızlık ve iyi bir mizah karışımı ile haykırdı :
” Eh , belki biraz fanatikçe ona gitmek , ve hissediyorum
şey smashing zevk bir tür . Yani olur eğer senin
sadece zevk bazı yeni Cannibal Adaları bulmak için yaklaşık seyir oldu ,
ve rustik gölet bir tür bu çamurlu küçük rockery üzerinde sopa vardı .
Ben bir mil ve zehirli odessa günlük ev yeşil bir yarısını kestiler nasıl hatırlıyorum
Bu kadar keskin bir eski cutlass yarısı orman , sonra ve hatırlamak
Çünkü bazı şaşırmış , burada durdurmak ve bu matchwood doğrayın gerekir
Eski pazarlık , bir odessa günlük evler aile İncil karalanmış neden , ben – ”
Yineağır çelik yukarı salladı ve bu sefer sunderladığınızı
Üstten bir darbede alt odessa ev kiralama ahşap duvar .
” Ben böyle hissediyorum , ” diye gülerek söyledi, ama öfkeyle flinging
Şimdibazı metreyolda kılıç , ” ve eneve kadar gidelim ;
Bazı yemek olmalı . “

Leave A Comment, Written on Şubat 7th, 2014 , Genel

Bütün Fransızlar gibi flambeau , üzerine eğilmiş , bir asker olmuştu
ve şaşkın bir sesle şöyle dedi: ” Neden , bu bir kılıç var ben inanıyorum
Ben ağır ve kavisli ,tür biliyorum , amasüvari daha kısa ;
” – Onlar topçu onları için kullanılan ve
Diye konuştu olarakbıçak o yapmıştıçatlak dışına kendisini koparıp
ve daha ağır çizgi , bölme ile tekrar indi
Bir paralayan gürültü ilealtfissiparous çit .
Sonra tekrar dışarı çekildi ,çitin üstünde parladı bazı metre
daha fazla birlikte ve yineilk inme ile yarıya bölmek ;
ve kendisini kurtarmak için biraz waggling sonra ( eşliğinde
karanlıkta küfürler ) bir saniye ileyere aşağı bölünmüş .
Sonra şeytani bir enerji tekmebütün kare gevşetti gönderdi
veyoluna uçan ince ahşap ve koyu baltalık büyük bir boşluk
solgunluk ile açıldı .
Fanshawkaranlık boşluğuna baktı ve bir ünlem çıkardı
şaşkınlık . ” Sevgili Amiral ! ” er – Sana ne ” diye bağırdı -
istediğiniz zaman genellikle , yeni bir ön kapı kesip yok
Yürüyüşe çıkmak ? ”
Kasvetses yine küfretti , sonra neşeli bir kahkaha girdi .
” Hayır , ” dedi , ” ben gerçekten nasılsa bu çiti kesmek için var ;
tümbitkilerin bozulmadan , ve burada başka kimse bunu yapabilir .
Ama asla sadece ön kapıyı ölmek başka bir bit kapalı bölmek ve sonra çıkıp
ve hoş geldiniz . ”
Ve emin olun ki, o , bir kez daha silahını yukarı çekti ve
iki kere hack , çit ve benzeri başka bir şerit aşağı getirdi
Genel olarak yaklaşık on dört metre genişliğinde açılmasını adrestir. Daha sonra bu sayesinde
büyük orman geçidi oakşam ışığına çıktı
Onun kılıç – bıçak gri ahşap tutunan bir çip ile .

Leave A Comment, Written on Şubat 7th, 2014 , Genel

Nitekim ,siyah saçlı genç bir hanım kano şamandıra icar edildi
yavaş yavaş ve sessizcegarip adacık geçmiş ve yukarı dikkatle bakıyordu
Onun oval merak güçlü bir ışıltı iletuhaf kulenin , en
ve zeytin yüz .
” Kızlar Boşver , ” Fanshaw sabırsızca , ” bol söyledi
dünyada bunlardan , ancakPendragon Kulesi gibi birçok şeyler oldu.
Kolayca varsayalım gibi, batıl ve skandallar bol
Spaniard lanetiiz takip var ve hiç şüphesiz ,
Eğer koymak gibi , herhangi bir kaza bu Cornish ailenin oluyor
kırsal saflık ile onunla bağlantılı olacaktır . Ama bu tamamen doğrudur
aileye ve , bu kule , iki ya da üç kez yanmış olduğunu
fazla iki , şanslı denilen olamaz , benAmiral yılların düşünüyorum
Akraba yakın shipwreck tarafından ölmüş ve bir en azından, benim kendi bilgi ,
Sir Peter denizeİspanyol’u attı hemenaynı noktada . ”
” Yazık! ” flambeau bağırdı . ” O gidiyor . ”
” Arkadaşın ne zamanAmiral bu aile öyküsü söyledin? ”
Kanokız kapalı kürek gibi , Peder Brown sordu
onu ilgisini uzananazından niyeti göstermeden
Fanshaw zaten yalan neden olmuştuyat , içinkule
Adanın yanında .
” Yıllar önce , ” Fanshaw yanıtladı; ” onun için denize olmamıştır
şimdi bazı zaman, ama o da hiç üzerine kadar keskin olduğunu. Ben orada inanıyorum
Bir aile kompakt falan . Peki , buradaiskele bulunuyor ;
en kıyıya gelipeski çocuğu görelim . ”
Onlar , sadecekulenin altında ,adada onu takip
ve Peder Brown , ister kuru arazininsadece dokunarak veyafaiz
o baktınehrindiğer kıyısında ( bir şeyin
çok sert bir kaç saniye ) , tek başına canlılık geliştirilmiş gibiydi .
Bunlar ince grimsi iki ahşap sinop haber çitler arasındaki ormanlık cadde girdi
genellikle park veya bahçe içine gibi , veüstünden
karanlık ağaçlar üzerine siyah ve mor tüyleri ve gibi sağa sola attı
Bir devcenaze arabası . Kule , onu geride bıraktı gibi ,
Bu tür girişler genellikle çevrili olduğundan , tümquainter baktı
iki kule ve bu bir dengesiz baktı . Ama bunun için ,avenue
Bir beyefendinin gerekçesiylegirişindeolağan bir görünüm vardı ;
ve ,evin önünden şimdi o kadar kavisli olması ,
nedense böyle bir adada herhangi ekimi çok daha büyük parkı baktı
Gerçekten olabilir . Peder Brown , belki , çankaya escort biraz hayali oldu
Onun yorgunluk , ama neredeysebütün yer olması gerekir düşündüm
işler bir kabus gibi daha büyük büyüyor . Her neyse , mistik bir monotonluk
Fanshaw aniden durdu cebeci escort kadar , onların yürüyüşütek karakter oldu
vegri çitin üzerinden dışarı çıkmış bir şey işaret -
yerinehapse boynuz gibi ilk baktım bir şey
Bazı canavar . Closer dikmen escort gözlem olduğunu gösterdi
solan ışığında hafifçe parlıyordu metal hafif kavisli bir bıçak .

Leave A Comment, Written on Şubat 7th, 2014 , Genel

” Ah , bu konuda garip bir hikaye var , çok , “genç bey dedi
zevkle . ” Sen tuhaf öyküleri bir ülkede gerçekten.
Kral Arthur ve Merlin, burada oldu ve ondan önceperiler .
Hikaye ( korkarım ) Sir Peter Pendragon , bazı vardı gider
korsanlarınarızaların yanı sıradenizcierdemleri ,
onurlu esaret ev üç İspanyol beyler getiriyordu ,
Elizabeth’in onları mahkemeye eşlik niyetinde . Ama o bir adamdı
arasında yanan ve kana susamış öfke , ve bunlardan biri yüksek kelimeleri geliyor
o ,onu boğazından yakaladı ve kaza veya tasarım onu fırlattı
denize . Ilkkardeşi ikinci bir İspanyol,
anında kılıcını çekti ve Pendragon uçtu , ve bir kısa ama sonra
hem de birçok dakikada üç yaralar var , hangi öfkeli mücadele
Pendragon adlıdiğer beden veikinci Spaniard’a aracılığıyla kılıcını sürdü
muhasebeleştirilmiştir . Gibi oldugemi çoktan dönmüştü
Nehir ağzına yakın ve nispeten sığ su oldu .
Gemininyan üzerindeüçüncü İspanyol sprang , dışarı vurdu
kıyıya için , ve yakında oldu yeterince yakın ona beline kadar durmak
su . Ve yine dönümgemiyi yüz , hem de yukarı tutarak
Cennete silah – kötü bir şehir üzerine belaları çağıran bir peygamber gibi -
O , bir delici ve korkunç bir sesle Pendragon’un seslendi
En azından henüz o yaşamaya devam edeceğini , canlı olduğunu ,
o ebedî olacağını ve bu nesilden nesile
Pendragonevi onu ya da onun görmek asla , ama bilmeli
o ve onun intikam hayatta olduğunu çok belli işaretlerle .
Bunun üzerine odalgası altında daldı , ve oldu boğulmuş veya yüzdü ya
çok uzun başının hiç saç sonradan görüldü su altında . ”
” Bu kız yinekano var , ” Flambeau , irrelevantly dedi
iyi görünümlü genç kadın herhangi bir konuyu onu çağırır için .
” O biz sadecequeer kule tarafından rahatsız görünüyor . “

Leave A Comment, Written on Şubat 7th, 2014 , Genel

yüzden yaratıklar sadece beklemek zorundaydılar. Canlılar ölene kadar.
Trenin küflü yeşile çalan kirli camlarından bakılınca, lambanın sinop haberleri aydınlığında içerideki yaratıkların
iğrenç suratları, eğri büğrü bedenleri ve bu şeytani akvaryumu yoklayan demir pençeli elleri
görülüyordu. Yüzlerce bulanık göz sus pus olmuş, küçük ekibi gözlüyor, önlerinden geçenleri
dikkatle takip ederken yaratıklar kafalarını aynı anda onlara çeviriyordu. Eğer ihtiyaten gözkapakları
dikilmemiş olsaydı, formalin tüplerin içindeki hilkat garibeleri avcılar escort de büyük olasılıkla Petersburg Sanat
Evi’ni ziyaret edenlere aynen böyle bakacaklardı.
Homer’in Tanrısız olmanın kefaretini ödeyeceği saat gittikçe yaklaşıyordu ama hâlâ bir Tanrı’ya ya da
şeytana inanabilmeyi beceremiyordu. Eğer gerçekten bir araf varsa, ihtiyar için aynen böyle
görünecekti. Sisyphos(Yunan mitolojisinde hilebazlar piri olarak bilinir. Yaptığı kötülükler yüzünden
Yeraltı Ülkesinde cezaya çarptırılır: Yüksek bir kayayı ataşehir escort yukarıya çıkarmak zorundadır ama her
defasında yer çekimine mağlup olup, kaya elinden kayıp yere yuvarlanır) yerçekimiyle savaşmaya,
Tantalos (Manisa’da yaşamış güçlü bir kral) ebedi susuzluk işkencesine(Yeraltı Ülke’sinde başının
üzerindeki yemişlere elini uzattığında dallar geri çekilir. Ne zaman su içmek için eğilse sular
çekilirmiş)
mahkûm edilmişti. Homer’i bekleyen ise ölüm istasyonunda, buruşmuş bir kondüktör üniforması ile
ortaçağın çirkin yaratıklarını andıran ve bütün intikam Tanrılarının alaya alıp küçümsediği iğrenç
yolcularıyla bu devasa ve tekin olmayan trendi. Tren perondan hareket eder etmez, tünel, metroyla
ilgili anlatılan eski efsanelerden birinde olduğu gibi, kendi kuyruğunu yutan bir ejderhaya dönüşüp
eğrilecekti.
Hunter’ın bu istasyona ya da içindeki sakinlerine karşı ilgisi kalmamıştı. Bu yüzden grup salonun geri
kalan kısmını hızlı adımlarla kat etti. Ahmet’le Homer, ekip ataköy escort şefini takip etmekte zorlanıyorlar, daha
hızlı yürümek zorunda kalıyorlardı.
İhtiyar ise dayanılmaz bir arzuyla kıvranıyordu; geriye dönüp avazı çıktığı kadar bağırmak, arsız
gulyabanileri ürkütmek için ateş etmek, böylece kendini yoran düşünceleri kafasından atmak
istiyordu. Ama bunu yapmak yerine, başı önde yürümeye devam ediyor, bir yandan da çürümüş ceset
artıklarına basmamaya çalışıyordu. Ahmet de aynısını yapıyordu. Nacimovski Prospekt’i kaçarcasına
terk ederken artık kimse etrafa bakmayı aklından bile geçirmiyordu.
Hunter’ın fenerinin spotu, sanki bu uğursuz sirk kubbesinin görünmeyen akrobatlarını izlercesine,
buradan oraya sekip duruyordu ama ekip şefi spotun neyi yakaladığına artık eskisi gibi dikkat
etmiyordu.
Spot ışığında, insana ait olduğu belli olan yarısı kemirilmiş bir kafatası bir saniye kadar görünüyor,
sonra hemen hepsi yine karanlığın içinde kayboluyordu. Bu anadolu yakası escort görüntünün hemen yanında ise, bir askerin
çelik miğferi ve zırhlı yeleği duruyordu.
Miğferin üzerinde beyaz baskılı bir yazı göze çarpıyordu: SEVASTOPOLSKAYA
BAĞLANTILAR
7 SINIRLAR
10 ÖLÜMDEN SONRA

Leave A Comment, Written on Şubat 5th, 2014 , Genel

enkazlarının içindeydi. Tren sevdalısı Homer işte bu yüzden onlardan daha çok nefret ediyordu.
Nacimovski Prospekt’teki sıkı sıkıya kapalı olması gereken gizli kapılar açık duruyordu. Bu,
“İstasyondan çabuk geçerseniz, daha az radyoaktif ışın alırsınız, sağlığınıza daha az zarar gelir”
anlamına geliyordu. Burada daha fazla kalmamak gerekiyordu. Nitekim iki tren de nispeten iyi
durumdaydı: Pencere camlarının hepsi yerli yerindeydi, açık kapılarından bakınca, içerideki kirli
ama bozulmamış oturma yerleri görülebiliyordu, dış yüzeylerindeki metal kaplamanın mavi rengi de
henüz bozulmamıştı.
Salonun ortasında, birtakım yaratıkların yamulmuş bedenlerinden oluşmuş gerçek bir kurgan (Rusça
Höyük) vardı. Hunter yanına yaklaştı ve birden durdu. Ahmet’le Hunter huzursuz bir halde bakıştılar
ve tehlikenin nereden geldiğini kestirmeye çalışılar. Oysa Hunter’ın duraksamasının nedeni çok
başkaydı.
Tepenin yamacında daha ufak tefek iki ceset yiyici bir köpek iskeletini kemirmekle meşguldü; yerken
aldıkları keyif çıkardıkları seslerden anlaşılıyordu. Saklanmaya vakit bulamamışlardı. Belli ki
önlerindeki yiyeceğe kendilerini kaptırmışlar ve hemcinslerinin verdiği tehlike sinyalini
duymamışlardı ya da hırstan gözleri dönmüştü, kim bilir?
Lambanın keskin ışığından gözleri kamaşmış bir halde ama hâlâ yediklerini kemirmeye devam ederek
yavaşça bir sonraki vagona sürünüp geri çekilmeye başladılar. Ama bir anda, ikisi birden öne
kapaklandı ve içi kemik dolu bir çuval gibi zemine yapıştı.
Homer hayretle, Hunter’ın uzun amortisörlü ağır asker silahını omzundaki kılıfına geri koyduğunu
gördü. Ekip şefinin yüzü her zamanki gibi donuk ve anlamsızdı.
“Anlaşılan epey aç kalmışlar” diye Ahmet homurdandı. Öldürülen iki yaratığın lapalaşmış, yapışkan
kafataslarının altından çevreye yayılan koyu, pis suya iğrentiyle karışık bir merakla bakıyordu.
“Ben de açım” diye Hunter geveledi, sesindeki ton Homer’i ürpertti.
Ekip şefi yüzünü onlardan yana dönmeden yürümeye devam etti ve Homer, sanki az önceki gıcırtıyı
yeniden duyar gibi oldu. Bu hayvanlardan birine bir mermi sıkmamak için her defasında ne büyük bir
çaba sarf ediyordu! Kendine hâkim olmak için durmadan “Sakin ol, sakin ol!” diye kendini telkin
ediyordu. Gördüğü kâbusların kafasını karıştırmasına izin vermeyen, sakin kalmayı bilen yetişkin bir
erkek olduğunu kendisine kanıtlamak zorundaydı. Hunter’a gelince, anlaşılan o isteklerini bastırmaya
hiç de gerek duymuyordu.
Peki onun istediği neydi?
İki ceset yiyicinin sessiz sedasız öbür dünyaya göçmesi, sürünün geri kalanını hareketlendirmişti.
Taze ölüden yayılan koku en cesurlarından en uyuşuklarına kadar hepsini perondan kovalamaya
yetmişti. Gaklayarak, uluyarak kendilerini trenlere attılar, içeri girip pencerelerin arkasına yığıldılar,
bazıları da kapıların ağzında kümelenip öylece hareketsiz kaldı.
Yaratıklar pek öfkeli görünmüyorlardı ama kendilerine yapılan bu saldırının intikamını almak ya da
savunmaya geçmek gibi bir niyetlerinin olduğu fark ediliyordu. Ekip istasyonu terk eder etmez,
öldürülen hemcinslerini afiyetle yiyeceklerdi. “Saldırganlık, avcılara mahsus bir özellik” diye
düşündü Homer. Leşlerden beslenenlerin ise saldırgan olmalarına gerek yoktu, çünkü öldürmek
zorunda değillerdi. Bütün canlılar günün birinde ölüyor ve haliyle yaratıklara yem oluyorlardı. Bu

Leave A Comment, Written on Şubat 5th, 2014 , Genel

Sinop haberleri is proudly powered by WordPress and the Theme Adventure by Eric Schwarz
Entries (RSS) and Comments (RSS).

Sinop haberleri

Bir başka WordPress sitesi